Taze kaşar ve zararları

September 2nd, 2010 by atalay No comments »

Bazı kötü niyetli firmaların maliyeti düşürmek amacıyla son kullanma tarihi geçmiş, hijyenik olmayan, bozuk ve küflü peynirlerin eritilmesiyle bitkisel yağlar ve peynir altı suyu tozu katarak elde ettiği taze kaşar peynirlerinde kanserojen madde riski olduğu bildirildi.
Ankara Üniversitesi (AÜ) Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celalettin Koçak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, süt ürünlerinde zaman zaman hilelere başvurulabildiğini belirtti.
Taze kaşar peynirinin hileye en açık süt ürünleri arasında olduğunu bildiren Koçak, kaşar peynirindeki hileyi tüketicilerin anlamasının çok zor olduğunu söyledi.
Kaşar peynirinin sütün pıhtılaştırılıp süzülmesinden sonra fermantasyona bırakılmasıyla elde edilen telemeden yapıldığını anlatan Koçak, ancak insan sağlığını hiçe sayan bazı kötü niyetli firmaların, maliyeti düşürmek amacıyla son kullanma tarihi geçmiş, hijyenik olmayan, bozuk ve küflü peynirleri erittikten sonra bitkisel yağlar ve peynir altı suyu katarak taze kaşar peyniri ürettiğini belirtti.
Bu yöntemle tüketicinin sağlığıyla oynandığını ve aldatıldığını ifade eden Koçak, şunları kaydetti:
”Türkiye’de üretilen taze kaşar peynirlerinin büyük bir bölümü bize göre eritme peyniridir. Kaşar peyniri direkt sütten yapılır ancak eritme peyniri direkt sütten değil, peynirden yapılır. Piyasadaki taze kaşar peyniri üreticilerinin bazıları, eritme peynirden taze kaşar peyniri yapma yolunu seçmektedir. Bazı merdiven altı üretim yapan firmalar bu aşamada bozuk, küflenmiş, son kullanma tarihi geçmiş sağlıksız peynirleri, ellerindeki normal peynirin içerisinde eritebilmektedir. Böylelikle sağlıksız peynirler, kaşar peynir içerisinde eritilmektedir.”
KANSOREJEN NİKOTOKSİNLER
Peynirin içerisinde esas olarak protein ve süt yağı olmasını bekleyen tüketicinin aldatıldığını ve sağlığıyla oynandığını dile getiren Koçak, ”Taze kaşar peyniri yapımında küflü peynirlerin kullanılması durumunda, bu peynirler kanserojen nikotoksinler içerebilir” diye konuştu.
Tüketicinin satın aldığı her ürün için bilgi sahibi olma hakkının bulunduğunu bildiren Koçak, her üründe kodekse uygun etiketlerin bulunması gerektiğini vurguladı.
Taze kaşar peynirindeki hilelerin çok kolay önlenebileceğini bildiren Koçak, Tarım İl Müdürlüklerinin üretim yerlerinde yapacağı denetimlerle bütün Türkiye’de bu sorunun bir günde çözebileceğini iddia etti.
Koçak, diğer süt ürünlerinde de farklı hilelerle tüketicin aldatılmaya çalışıldığını, bunların önüne geçilerek dürüst üretim yapan firmaların haksız rekabetten korunacağını sözlerine ekledi.

Kur’an-ı yakmaya hazırlanan rahibe tepki!

August 27th, 2010 by atalay No comments »

ABD’nin Florida eyaletinde 11 Eylül terör saldırılarının yıl dönümünde Kur’an-ı Kerim’in bir kopyasını yakma girişiminde bulunacağını açıklayan rahibe, yerel makamlar ve diğer kiliseler karşı çıkıyor.
Florida eyaletinin Gainesville kentinde 11 Eylül’de Kur’an-ı Kerim’in kopyasını yakacağını açıklayarak tüm gözleri üzerine çeviren 58 yaşındaki rahip Terry Jones’un eylemiyle ilgili açıklama yapan kentin itfaiye müdürü Gene Prince, kentte kamu alanlarında kitap yakmanın yasak olduğunu bildirdi. Prince, rahip Jones’un yasalara aykırı davranması durumunda kilisesine ceza verileceğini belirtti.
Geçen yıl kentte insanlara üzerinde ”İslam Şeytandır” yazılı tişörtler dağıtıp, yaklaşık 50 kişilik cemaatin geldiği kilisesinin bahçesine aynı yönde pankart asarak Amerikan medyasında manşet olan Jones, bugün New York Times gazetesine konuştu.
11 Eylül’de yapacağı eylemin ”şiddete yol açmamasını umduğunu” söyleyen Jones, Kur’an-ı Kerim yakma eyleminin, Irak ve Afganistan’da görev yapan Amerikan askerlerini riske atacağı yönündeki fikirlere karşı çıktığını belirtti.
Gazetenin haberine göre Jones, Temmuz ayının sonunda Kur’an yakacağı yönünde yaptığı açıklamanın ardından kilisesine baskıların arttığını, bankasının kendisine 140 bin dolarlık ipotek borcunu derhal ödemesi gerektiğini söylediğini, ayrıca her gün ölüm tehditleri aldığını ifade etti.
Jones gazeteye, ülkedeki Hristiyanlar’ın 11 Eylül eyleminden vazgeçmesini istemesinin nedenini anlayamadığını da söyledi.
Kur’an-ı Kerim’le ilgili olarak ne bildiğinin sorulması üzerine ”Bu konuda hiçbir tecrübesi ve bilgisi olmadığını” itiraf eden Jones, sadece İncil’in dediklerini bildiğini dile getirdi. Üzerinde silah taşıdığını da söyleyen Jones, kimseye kulak asmayacağını ve 11 Eylül’deki yakma eylemini gerçekleştireceğini sözlerine ekledi.
Haberde eyleme karşı çıkan kentteki diğer Amerikalılar’ın rahibi protesto edecekleri ve birlik mesajları verecekleri, diğer kiliselerin rahiplerinin ”kutsal kitapların tümünün geçerli olduğunu ve kutsal kitaplara saygı gösterilmesi gerektiğini” belirten açıklamalarda bulunacakları, ayrıca bazı rahiplerin 11 Eylül’de verecekleri vaizlerde Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyacakları da bildirildi.
Haberde Florida eyaletinde son yıllarda Müslümanlar’a karşı yapılan saldırılarda artış olduğu, geçen yıl bir cami ve okulun iki kere tahrip edildiği, başka bir caminin de kundaklandığı bildirildi.
Bu arada, New York’ta 11 Eylül terör saldırılarında hayatlarını kaybeden 3 bin kişinin anılacağı törenler sırasında da Dünya Ticaret Merkezi’ne iki blok uzakta içinde cami de bulunacak İslami Kültür Merkezi (Cordoba Evi-Park51 Projesi) inşasına karşı çıkan grupların protesto gösterileri yapmaları bekleniyor. (AA)

NDM-1 nedir?

August 25th, 2010 by atalay No comments »

Avrupa ve ABD’de hızla yayılan Belçika’da bir kişinin ölümüne neden olan terminatör bakteri uzmanları endişelendirmeye başladı. Kuş gribi, domuz gribi, kırım kongo hastalığından sonra sinsice yayılan yeni bir tehdit olarak görülen NDM-1 adlı bakteri bilinen tüm antibiyotiklere karşı direnç gösteriyor. Bu yüzden hastalığın tedavisi genellikle ölümle sonuçlanıyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Usluler bu enzimin oldukça tehlikeli olduğunu söyledi.

AMELİYATHANELERDEN BULAŞIR

Usluer, Hindistan’da ameliyat olan bir grup hastada ortaya çıkan ve o hastaların yaptığı yolculuklarla dünyaya yayılan NDM-1′in insandan insana geçebileceğini söyledi. Prof. Usluler, "Özellikle hastane ortamında ortak araç gereçler ve hastane personelinin elleri aracılığıyla bu bakteri transfer olabilir. Özellikle yoğun bakım kliniklerindeki bu bakteri daha yoğun görülebilir. Hatta o bölümün kapatılması gibi ciddi önlemler gerekebilir" dedi.

KİMLER RİSK ALTINDA?

Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin bu bakteriyi kapma olasılıklarının diğerlerine göre daha fazla olduğunu söyleyen Usluer, "Özellikle çok genç hastalar, yaşlı hastalar ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar bu enzimi taşıyan bakterilere karşı daha duyarlıdır. Dolayısıyla daha fazla risk altındalar" şeklinde konuştu.

SAĞLIK TURİZMİNE DİKKAT

Hastaların ülkeler arasında sağlık amaçlı dolaşımının dirençli bakterilerin yayılıma riskini doğurduğuna dikkat çeken Prof Gaye Usluler ülkemizin de bu konuda önlemler alması gerektiğini söylüyor. Usluer, "Türkiye, Macaristan ve diğer Doğu Avrupa ülkeleri de sağlık turizmi için sık sık gidilen yerler. Yurtdışından bu bakterileri kapmış olan turistler bizim hastanelerimize gelebilir. Çok dikkatli olmak gerek" dedi.

SIK ELLERİNİNİZİ YIKAYIN

Ünlü tıp dergisi Lancet’te yazan Profesör Timoty Walsh liderliğindeki uzmanlar, "Bu dirençli bakteri antibiyotiklerin faydasız kaldığı bir dönemin habercisi" diyerek, ‘çok yakın uluslararası izleme’ çağrısında bulundu. İngiltere’de 50 kişide bu bakterinin görünmesinin ardından Cardiff Üniversitesi araştırmacıları hastalardan bakteri örnekleri alarak ilaçlara karşı dirençlerini test etti.

İçinde yok edilemez bir gen olduğu belirtilen NDM1′den korunlanın şimdilik tek yolu sık sık el yıkamak.

HABER: Münevver ÇAKIRTAŞ/İSTANBUL – BUGÜN

Ben ve çeşitleri

August 23rd, 2010 by atalay No comments »

Benlerin yerinin, sayısının ve büyüklüğünün takip edilmesi gerektiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Halil Bayazıt, "Benlerdeki küçük bir değişikliği bile doktora bildirmek gerekiyor" dedi.

Benlerin genelde kahverenginin çeşitli tonlarında olabileceğini söyleyen Amerikan Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Halil Bayazıt, "Büyüklükleri birkaç milimetre ile birkaç santim arasında değişebilir. Şekilleri yuvarlak, oval veya düzensiz olabilir" dedi.

SAÇINIZIN DERİSİNİ DE KONTROL EDİN

Benler cildin herhangi bir yerinde ortaya çıkabileceğini dile getiren Dr. Bayazıt, "Doğru bir ben muayenesinde saç derisi, avuç, ayak tabanı ve genital bölge de dahil olmak üzere tüm deri yüzeyi kontrol edilmelidir" şeklinde konuştu.

YILLAR İÇİNDE KAYBOLABİLİR

Benlerin kendilerine özgü bir yaşam döngüsünün olduğunu kaydeden Dr. Bayazıt, birçok benin yıllar içinde çeşitli değişimler gösterebileceğini kaydetti. Dr. Bayazıt, şöyle devam etti: "Bu benlerin bazıları kendiliğinden kaybolabilir. Bu değişimler uzun yıllar içerisinde yavaş yavaş olur" dedi.

ANİ DEĞİŞİMLER NORMAL DEĞİL

Ergenlik çağında, güneşlenme sonrasında veya hamilelik sırasında benlerin renkleri koyulaşabilir ya da yeni benler ortaya çıkabileceğini de vurgulayan Dr.Bayazıt, "Dikkat edilmesi gereken nokta, bu değişimlerin belirli şartlar altında ya da uzun yıllar içinde yavaş yavaş oluştuğudur. Benlerde ortaya çıkan ani değişimler normal değildir ve mutlaka bir dermatolog tarafından değerlendirilmesi gerekir" diye konuştu.

NE ZAMAN DOKTORA GİTMELİ?

Bunun için cildinizdeki leke ya da benleri kontrol ederken nelere dikkat etmeniz gerektiğini bilinmesinin çok önemli olduğunu dile getiren Dr. Bayazıt, dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:

Asimetri: Benin bir yarısının şekil, büyüklük ya da renklenme açısından diğer yarısına benzememesi.

Sınırlar: Benin kenarlarının düzensiz, girintili, çıkıntılı ya da belirsiz olması.

Renk: Benin birden fazla renk içermesi veya bu renklerin düzensiz olarak dağılmış olması.

Çap: Benin büyüklüğünün yarım santimden(kabaca kurşun kalemlerin arka ucundaki silgiden) büyük olması.

Mevcut bir benin yüzeyinde kanama, yara ya da kabuklanma başlaması durumunda mutlaka doktora gidilmeli.

KAÇ TİP BEN VARDIR?

Basit benler: Özellikle hayatın ilk 20 yılında ve en fazla ergenlik çağında belirmeye başlayan birkaç milimetre ya da en fazla yarım santim civarında olabilen benler, genellikle kahverenginin tek bir tonunda veya koyu kahve – siyah renkli, yuvarlak veya hafif oval formda lekeler olarak başlayıp, zamanla ciltte kabarık ve daha açık renkli bir görünüm alabilir. Bu şekliyle tek başlarına herhangi bir tehlike arz etmezler ancak sayıları önemlidir.

Doğumsal benler: Bazı benler henüz doğum anında cildimizde mevcuttur. Bu doğumsal benlerin yüzeyinden deri kanseri(melanom) gelişme riski, sıradan benlere göre biraz daha fazladır. Özellikle 20 santimden büyük olanlarda bu riskin çok daha artmış olduğu kabul edilir ve tedavileri gerekir.

Atipik benler: Bu benler genellikle ortalama basit benlerden daha büyüktürler. Ortaları daha koyu, etrafı daha açık kahverengi olabilir. Irsi olabilirler. Atipik benleri olan kişilerde melanom gelişme riskinin kısmen artmış olduğu kabul edilir ve düzenli aralıklarla dermatologlar tarafından muayeneleri tavsiye edilir.

HABER: Münevver ÇAKIRTAŞ/İSTANBUL

Memurun yeni zam oranları

August 20th, 2010 by atalay No comments »

Toplu sözleşme önerisi kabul edilmeyen sendikalar ile hükümet kanadı, bu toplantılarda tekliflerini masaya getirecek.

Edinilen bilgiye göre Maliye Bakanlığı, yıllık yüzde 5,4 zamda ısrarlı. Ancak 60 liralık ek ödeme için de yeşil ışığın yakıldığı belirtiliyor.

Hükümet ile sendikalar arasındaki zam pazarlığının detayları belli olmaya başladı. 2,5 milyon memuru ilgilendiren görüşmelerde Maliye 2011 için yüzde 5,4′lük zamda ısrar ederken, ek ödeme için kesenin ağzını açtı.

Edinilen bilgilere göre pazarlıkta Maliye kanadı gelecek yılın ilk ve ikinci altı ayı için yüzde 2,7′şer zam öneriyor. Ayrıca 60 liralık ek ödemeye için de yeşil ışık yakıldı.

Enflasyonun yüksek çıkması halinde aradaki farkı yansıtacaklarını belirten Maliye kaynakları, zam oranında hükümetin tavrının da belirleyici olacağını söyledi.

Ek ödeme rakamının pazarlığın seyrine göre değişebileceği belirtiliyor. Hükümet krizden dolayı ek ödemeyi askıya alırken, gelecek yıl için memura verdiği sözü yerine getirmek istiyor.

15 Ağustos’ta başlayan toplu görüşmelere 24 ve 28 Ağustos tarihlerinde devam edilecek. 24 Ağustos’taki görüşmelerde sendikalar mali ve sosyal haklara ilişkin önerilerini sunacak.

Memur-Sen, gelecek yıl için 5+5 olmak üzere yüzde 10′luk zam talep ederken, 120 lira ek ödeme verilmesini ve aile yardımının artırılmasını istiyor.

KESK’in, toplu sözleşme önerisi kabul edilmediği için masadan kalktığı görüşmelerde Türkiye Kamu-Sen ise en düşük memur maaşına 310 TL zam yapılmasında ısrar ediyor.

Memurlara hükümetin verdiği sözlerin yerine getirileceğini aktaran Maliye kaynakları, mali disiplinden de taviz vermeyeceklerinin altını çizdi.

2011 yılı bütçe hazırlıkları devam ederken personel giderlerinde 4 milyar liralık artış yapılacağına yönelik bilginin görüşmelerde ortaya çıkmasıyla sendikaların enflasyon hedefinin üzerinde zam yapılacağı beklentisi boşa çıktı.

Sendikaların bu rakamın yüzde 6′nın üzerinde zam anlamına geldiğine yönelik tespitlerine Maliye katılmıyor.

Aradaki farkın 2011 yılında kamuya alınacak yeni memurlardan kaynaklandığına dikkat çekiliyor. Hükümet, gelecek yıl özürlüler başta olmak üzere çok sayıda öğretmen ve polis alacak.

Zam ve sosyal haklara ilişkin iyileştirmelerin belirleneceği görüşmelerin 30 Ağustos’a kadar sonlandırılması gerekiyor.

Sendikalarla hükümetin anlaşması halinde mutabakat zaptı imzalanarak alınan kararlar uygulamaya geçirilecek. Anlaşma sağlanamaz ise Uzlaştırma Kurulu devreye girecek.

Bakanlar Kurulu, Uzlaştırma Kurulu’nun önerisine uyabileceği gibi bu öneriyi dikkate almadan zammı tek taraflı olarak da belirleyebilecek.

Görüşmelerin seyri hakkında bilgi veren Maliye kaynakları, bu yılın geçen yıllardan farklı olduğunu belirterek, masadan anlaşma ile kalkmanın mümkün olduğunu kaydetti.

zaman

Lens kullanırken dikkat edilmesi gerekenler!

August 19th, 2010 by atalay No comments »

Günümüzde görme bozukluğu olan kişilerin büyük çoğunluğu kontakt lens kullanmayı tercih ediyor. Peki kontakt lens kullanırken nelere dikkat etmek gerekir veya herkes lens kullanabilir mi? İşte bu soruların cevabını Doç. Dr. Ateş Yanyalı’dan öğrendik.
Günümüzde görme kusurlarının düzeltilmesi kadar, kozmetik amaçlı da kullanılan kontakt lensler birçok kişinin günlük hayatının vazgeçilmez bir parçası olmuş durumda. Özellikle son 20 yıldır gelişen teknolojiler sayesinde, eskiden kullanım alanı kısıtlı olan kontakt lensler herkesin ihtiyacına cevap verecek şekilde üretilmeye başlandı. Artık, gözlük kullanmak istemeyen ve göz yapısı uygun olan herkes kontakt lens kullanabilir.
Kontakt lens kullanımında yaşanan sorunların temelinde kontrolsüz lens kullanımı gelmektedir. Göz doktoru muayenesi yapılmadan, lens uygunluğu denenmeden kullanılan lensler kişilerin birçok sorunla karşı karşıya kalmasına neden olabilmekte. Sadece ilk kullanımda değil lens kullanıcılarının düzenli olarak senelik muayeneleri yaptırmaları da çok önemli. Her ne kadar ileri teknoloji ile üretilse de kontakt lensler vücut için bir yabancı cisim olduğundan bunun meydana getirebileceği problemler olabilmektedir. Bu kurallar zincirinde oluşan aksamalar göz enfeksiyonlarından alerjilere, kornea zedelenmelerine kadar birçok problemi meydana getirebilmektedir.

Kozmetik Lensler

Özellikle bayanların tercihi olan numarasız kozmetik lensler genelde kontrolsüz olarak uygulanmakta ve kullanılmaktadır. Oldukça sık karşılaşılan sorunlardan biri renkli lenslerin arkadaşlar arasında değiş tokuş yapılarak, başkasına ait lenslerin takılması ve buna bağlı olarak bazı göz enfeksiyonlarının ortaya çıkmasıdır. Kontakt lens kullanan kişilerin makyaj konusunda bazı kurallara dikkat etmeleri gerekmekte. Önce lensler takılmalı ve sonra makyaj yapılmalıdır. Kullanılan göz ürünlerinin krem tarzı olması lense gelebilecek yabancı maddeleri azaltır. Göz kalemi kullanılırken iç kısma uygulanmaması tercih edilmelidir. Rimel kullanılırken lense değmemesine dikkat edilmelidir. Makyaj temizlenmeden önce lensler çıkartılmalı ve makyaj daha sonra temizlenmelidir.

Lens Kullanırken Dikkat!

Kontakt lens kullanırken kaşıntı, batma, yanma, yabancı cisim hissi, aşırı sulanma, normal olmayan bir göz akıntısı varsa lensler hemen çıkartılmalıdır. Lens çıkartıldığında şikayetler yok oluyorsa bu şikayetlerin lensteki bir hasardan meydana gelmiş olma ihtimali yüksektir. Lensin temizleme solüsyonu ile yıkanıp bir yıpranma var mı kontrol edilmesi, eğer yıpranma varsa lenslerin kullanılmaması ve değiştirilmesi gerekir. Eğer lens çıkartıldığında şikayetler geçmiyorsa mutlaka bir göz doktoruna başvurulmalıdır, bu şikayetler ciddi bir göz probleminin başlangıcı olabilir. Lens kullanırken bazı kişilerde kuruma hissi olabilmektedir. Bu ortam hava şartları ile ilgili olabilir. Bu kişiler lens üzerinden kullanılan suni gözyaşı damlalarını kullanabilirler. Kontakt lens kullanımında en büyük sorun bilinçsiz kullanımdır. Doktorunuzla bağlantıda olarak, kurallarına uygun lens kullanmanız görme kalitenizi artırır.

Kırmızı göz salgını

August 18th, 2010 by atalay No comments »

Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi’nden, Op. Dr. Mustafa Temel, pek çok hastalıkta ortaya çıkabilen ama özellikle yaz aylarında gözde enfeksiyonlara neden olan bakteri ve virüslerle kendini gösteren ‘kırmızı göz’ hakkında bilgi verdi. Temel, hastalığın belirtilerinin; kanlanma, yanma ve kaşıntı olduğunu ifade etti. Temel, "Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan alerji ve enfeksiyonlar, gözlerde kanlanma ve yanma gibi şikayetlere neden olmaktadır. "Kırmızı göz" olarak adlandırılan hastalığa çoğu zaman virüsler veya bakteriler neden olmaktadır. Aşırı sıcaklar nedeniyle de, bu mikroplar hastalığın bir salgın haline dönüşmesine zemin hazırlamaktadır." dedi.

HAVUZ SUYU, GÖZDE ENFEKSİYONA NEDEN OLUYOR

Vücut direncinin düşük olduğu kansızlık, diyabet, ileri zayıflık, zayıf hijyen şartları gibi durumların enfeksiyona yakalanma olasılığını artırdığını kaydeden Temel, "Enfeksiyon da, gözde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ile ‘kırmızı göz’e zemin hazırlamaktadır. Aşırı sıcakların yaşandığı bu dönemde, hastalarda enfeksiyonun bütün belirtileri artmaktadır. Sulanma, kızarıklık, çapaklanma, kapaklarda şişlik, yanma, batma, kaşıntı, ışıktan rahatsızlık, en çok görülen belirtilerdir. Hastalığın ortaya çıkmasında deniz-havuz teması, ortak malzeme kullanımı, yakın temas önemli yer tutmaktadır. Lens kullanımı da hastalık riskini artırır. Özellikle renkli lensler ya da lenslerin uyurken çıkarılmaması, kontakt lens kullanımı da risk faktörleri arasında yer almaktadır." diye konuştu.

ENFEKSİYON RİSKİNE KARŞI: HİJYEN

Op. Dr. Temel, hastalığa karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı: "Enfeksiyon söz konusu olduğunda başkalarına bulaşmayı önlemek açısından temizliğe dikkat etmek, elleri sık sık yıkamak, ortak malzeme kullanmamak çok önemlidir. Ortak kullanım alanlarında hijyene dikkat etmek gerekir. Tedavide duruma göre antibiyotikli damlalar ve merhemler, suni gözyaşı damlaları, antialerjik damlalar, gerekli durumlarda kortizonlu damlalar, bazen sistemik ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak bilinçsiz ilaç kullanımından kaynaklanan sorunlar kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Gerekli olmayan bir durumda kortizon kullanımı, hastalığı tedavi etmeyeceği gibi artmasına neden olarak, görme kaybı gibi sonuçlara da yol açabilir." (CİHAN)

Özürlü personel alımı sınav sonuçları

August 18th, 2010 by atalay No comments »

30 Bin memur adayının merakla beklediği atama sonuçları bugün açıklanacak.
Özürlü personel alımı sınav sonuçları daha önceden açıklanmıştı.Bundan sonraki aşamada özürlü personel alımına ilişkin hazırlanan kılavuzda da belirtildiği üzere sınav sonuçlarına itiraz ve bu itirazların karara bağlanması ile ilgili süreç (sınav sonuçlarının açıklanmasından itibaren 25 gün) tamamlandıktan sonra başarı listeleri oluşturularak yayınlanacaktır. Kesinleşmiş başarı listesi en yüksek puandan aşağı doğru sıralanarak oluşturulacaktır. 
Bu sürecin sonunda atamalar, adaylardan sınav başvuru aşamasında alınan atama tercihleri doğrultusunda puan üstünlüğüne göre ilan edilen kontenjanlar ölçüsünde yapılacaktır. Atama sonuçları http://personel.meb.gov.tr adresinden yayınlanacaktır. Atamaları yapılan adaylara ilişkin listeler aynı gün İl Millî Eğitim Müdürlüklerine elektronik ortamda gönderilecektir.
İlgililere duyurulur

Sıcak çarpmasının ilk belirtisi

August 16th, 2010 by atalay No comments »

Tıp kitaplarında insanın -50 ile + 50 C sıcaklık dereceleri arasında yaşayabilen homoiyoterm bir canlı olduğu belirtilse de uzmanlara göre, 41 derecenin üstü sıcaklıklar insan hayatı için son derece tehlike arz ediyor. Aşırı sıcaklıklar sıcak çarpmaları riskini de beraberinde getiriyor

Çocuklar, yaşlılar ve hastaları tehdit eden sıcak ve nem ikilisi ’sıcak çarpması’ denen tehlikeli durumu da beraberinde getiriyor.

Aile Hekimi Dr. Levent Balcı, insan vücudunun normalde ısı artışlarını dengeleyebilecek bir yapıda olduğunu belirterek, "Isınan vücut kendini soğutmak için iki yol dener. Bunlardan birincisi ‘terleme’, ikincisi ise deri yüzeyine fazla kan pompalayarak vücut ısısını düşürmektir. Vücudumuz kendini soğutamadığında, vücudun artan ısısı kalıcı hasarlara neden olabilir. Güneş çarpması ya da sıcak çarpması ve bunun neden olduğu dehidratasyon (vücudun aşırı su kaybı) tehlikeli sağlık problemlerine neden olabilir" uyarısında bulundu.

ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR RİSK ALTINDA

Özellikle küçük çocuklar ve yaşlılar bünyelerinin zayıf olması nedeniyle güneşe ve aşırı sıcaklığa karşı daha hassas olduğunu hatırlatan Balcı sözlerini şöyle sürdürdü: "Sıcak çarpmasının ilk belirtisi yüksek ateştir. Aşırı terleme, nabız sayısında hızlanma ve vücudun çeşitli yerlerinde ağrılar vardır. Ağızda aşırı kuruma, susuzluk hissi ve bilinç bulanıklığı da diğer belirtiler arasında yer alır. Burun kanaması görülebilir. Sıcak çarpmasından ilk etkilenen organ beyindir. Aşırı derecede baş ağrısı, huzursuzluk bitkinlik ve aşırı yorgunluk, hızlı nabız atımı ve beraberinde hızlı soluk alıp verme, ve kas krampları birbirini takip eden olaylardır. Vücut hızla ısınır, yüze hızlı bir kan akımı olur ve yüz kıpkırmızı görür, terleme yoktur, düzensiz ateş ve yavaş yavaş bilinç kaybı hastalık tablosunun ağırlaşmaya başladığını gösterir. "

HAYATI TEHDİT EDEN BİR DURUM

Vücudun aşırı su kaybının giderek artması sonucu kalp, akciğer ve böbreklerin de olumsuz etkilendiğini anlatan Dr. Levent Balcı, bu belirtilerin kısa sürede ilerlemesi halinde hafıza zayıflığının da arttığını söyledi. Solunum güçlüğünün de baş göstereceğini kaydeden Dr. Balcı, tedavi gecikirse hastada kalıcı hasarlara neden olabileceğine dikkat çekti. Hastaneye gidene kadar mümkünse hastaya soğuk su banyosu yaptırılmasının vücut ısısının düşürülmesine yardımcı olacağını vurgulayan Dr. Levent Balcı, sıcak çarpmasının acil ve hayatı tehdit eden bir durum olduğunu dile getirdi.

ÇARPMADA ALINACAK ÖNLEMLER

Dr. Balcı, sıcak çarpması durumunda yapılacakları şöyle sıraladı: "Hasta güneş altındaysa gölge ve serin bir yere taşıyın. Ateşine bakın. Nabzını kontrol edin. Sağlık ekibi gelene kadar hastanızın bilincini kontrol edin. Ona adını, yaşını vb. bilgilerini sorun. Bilinci açık ise hastayı yarı oturur pozisyonda bekletin. Eğer bilinci kapalıysa ya da kötüye gidiyorsa hastanızı sırt üstü yatırıp başını sola doğru yatırın. Bu nefes alıp vermesini kolaylaştırır. Hastaya soğuk duş aldırın ya da duruma göre kasıklarına, el ve ayak bileklerine, başına ve boynuna soğuk kompresler uygulayın. Vücut ısısını düşürmek için oda sıcaklığını düşürün. Isınan kompresleri tekrar soğutun; çünkü ısınan kompresler hastanın ateşini düşürmeye yardımcı olmaz. Hastanın bilinci açık ise alkolsüz ve soğuk içecekler – tercihen su – içirmeye gayret edin. Bilinci kapalıysa ya da bulanıksa hastanıza bir şey içirmeye çalışmayın. Bilinci kapalı ya da bulanık kişi içirmeye çalıştığınız suyu ciğerlerine kaçırabilir, boğulmasına neden olabilirsiniz. Bu durumda hastanızın ısısını dışarıdan düşürmeye çalışın."

BUGÜN

Zile’de Mehmet METİNER referandumda ‘neden evet, neden hayır’ konulu Konferans verdi

August 15th, 2010 by atalay No comments »

Gazeteci-Yazar Mehmet Metiner, Türkiye’nin geleceği için, demokrasinin güçlenmesi ve yargı bağımsızlığının tam olarak sağlanması için referandumda ‘evet’ demenin önemli olduğunu söyledi. Metiner, ‘Türkiye, bir daha 12 Eylülleri, darbeleri yaşamak istemiyorsa ‘evet ‘demelidir." dedi.
Tokat’ın Zile ilçesinde, referandum bilincinin oluşması için kurulan Anadolu Hak ve Demokrasi Platformu (HAKDEM) öncülüğünde yapılan, referandumda ‘neden evet, neden hayır’ konulu konferansa Gazeteci- Yazar Mehmet Metiner, konuşmacı olarak katıldı.
Zile Saray Sineması’nda gerçekleşen programa Tokat Milletvekili Hüseyin Gülsün, Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, belde belediye başkanları, daire amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Açılış konuşmasını yapan HAKDEM Kurucu Başkanı Av. Murat Kurnaz, herhangi bir siyasi yapılandırma içerisinde olmadan, sadece memleket hayrına gördükleri anayasa değişikliğinin daha iyi anlaşılması için böyle bir program düzenleme gerekliliği hissettiklerini söyledi.
Gazeteci Yazar Mehmet Metiner, konuşmasında, Türkiye’nin geleceği için, demokrasinin güçlenmesi ve yargı bağımsızlığının tam olarak sağlanması için referandumda ‘evet’ demenin önemli olduğunu söyledi. Metiner, şöyle dedi: "Referandumda ‘evet’ demenin AK Parti’ye evet demekle bir alakası yoktur. ‘Evet’ demek, Türkiye’de vesayetin zayıflayacağına, demokratikleşmenin güçleneceğine inanmak demektir.’
Mehmet Metiner’in konuşması sırasında bir vatandaş ‘Evet’ demekle ülkenin bölüneceğini, söyleyerek protesto girişiminde bulundu. Protestocu, olay yerinde emniyet güçleri tarafından ifadesi alınması için emniyete götürüldü. Metiner, protesto karşısında referandumda ‘evet’ demekle milli birlik ve beraberliğin daha çok güçleneceğini, tek devlet, tek bayrak ve tek dil olgusunun daha da çok güçleneceğini belirtti.